Klasikleşmiş Önyargılar

İnsanlık tarihinin taa en başından beri süregelen bazı tanımlamalar vardır. Sokaktan geçen herhangi bir insana veya şu anda aynı evi paylaştığınız aileden birisine de sorsanız, farklı nicelikte cevaplar verse de hep aynı nitelikler duyarsınız. “Önyargı kötüdür” temalı konuşmalar gelir kulağınıza sürekli. Zibilyon tane konferans verilirki bu “kötü” durum yenilsin, insanlar hayata önyargısız yaklaşarak daha başarılı olsun falan fıstık diye.
Önyargının nasıl bir şey olduğundan falan bahsetmiyorum. Bizim -özellikle- Türk halkının hangi kademe olursa olsun içinden kurtulması zor olan bir faktör olarak betimliyorum önyargıyı. 2 gün önce haberleri izlerken, bir medya kanalındaki ana haber bülteninde şöyle bir haber çıktı; “Sınav başvurularınızı mutlaka okullardan yapın, bireysel başvurulardan kaçının!” 5 dakikaya yakın bir haber izledim şu cümleyi anlatan. Haber bitti, sunucuya geri dönüldü ve “kısa bir reklam arasından sonra tekrar birlikteyiz” mesajlarıyla yüklü bir cümle sarfetti.
Düşündüm. Tüm öğrenciler tarafından ne kadar da eleştirilse, son yıllarda ÖSYM denilen kurumun gelişme gösterdiği bir gerçek. Türkiye’nin gelişmişlik düzeyinin üzerinde olan interneti kullanma durumunu ÖSYM de çok iyi yapıyor. Peki ama, bireysel başvurular bu kadar risk taşıyor ise, neden ÖSYM’nin sitesinde bu başvurular için bir bölüm açılmış? Ya da neden bireysel başvuru yapıldığın herhangi bir sorun çıkmıyor iken, haberleri izleyenlerin bir çoğunun veliler olduğu bilindiği için böyle haberi satmak için saçma sapan içerikler sunuluyor?
Veliler ne yapsın gözüm, adam haberlerde çocuğunun geleceğini belirleyecek bir sınava başvurunun “kesinlikle” okullardan yapılması gerektiğini duyuyor, ona bu telkin ediliyor. E heralde kalkıp çocuğuna “hadi bakalım, git de okuldan yap başvurunu” diyor. Önyargısız bir millet olmaya çalışsak da, asla ama asla bu “çıkarcı” niteliğimizden kurtulamayacağız.
Bir de, bireysel başvurularda herhangi bir sorun çıkmıyor, takılmasın kimse.


